Hakkımda
|
|
Ey insan unutma bu dünya fani
Dünyaya hükmeden zenginler hani
Aldanma şu dünyaya fakiri tanı
Ahireti hiç düşünen yokmu
Görmedinmi depremde zengin fakir oldu
Bütün malı mülkü yerle bir oldu
Hani çok zengindi şimdi ne oldu
Ahireti hiç düşünen yokmu
|
Kategorilerim
|
|
|
Bağlantılarım
|
|
|
Zıyaretcılerım
|
|
Bannerim
|
|
Dostsıteler
|
|
|
Eglence
|
|
|
|
HAFIZAYI ACMA DUASI
HAFIZAYI AÇMA DUASI Hz. İbnu Abbas (ra) anlatıyor: “Hz. Ali İbnu Ebi Talib (ra) Resulullah (as)’a; “Ya Resulullah! Kur’an göğsümde durmayıp gidiyor. (Ondan ezberlediklerimi hemen unutuveriyorum) ” dedi. Resulullah (asm) da ona şu cevabı verdi: “(Bu meselede) ALLAH’ın sana faydalı kılacağı ve (öğrettiğin vakit) öğrettiğin kişinin de istifade edeceği sözler öğreteyim mi?” Hz. Ali (ra); “Evet, annem-babam sana feda olsun bana öğret!” dedi. Bunun üzerine Hz. Resulullah (as), şu tavsiyede bulundu: “Cuma gecesi (perşembeyi cumaya bağlayan gece) olunca, dört rekât namaz kıl. Birinci rekâtta Fatiha ile Ya-Sin Suresini, ikinci rekatta Fatiha ile Duhan Suresini, üçüncü rekatta Fatiha ile Ha-Mim Tenzilü-Secdeyi (Fussilet Suresi) , dördüncü rekâtta ise Fatiha ile Tebareke’l Mufassal’ı (Mülk Suresi) oku. Teşehhüdü bitirdiğinde de ALLAH’a hamd et, ona senada bulun, peygamberlere (aleyhimusselam) salât oku ve müminler için istiğfar et.[1] Sonra da şu duayı oku:
اَللَّهُمَّ ارْحَمْنِى بِتَرْكِ الْمَعَاصِي اََبَداً مَا أَبْقَيْتَنِى وَارْحَمْنِى مِنْ أَنْ أَتَكَلَّفَ مَالاَ يَعْنِينِى وَارْزُقْنِى حُسْنَ النَّظَرِ فيمَا يُرْضِيكَ عَنِّى. اَللَّهُمَّ بَدِيعَ السَّمٰؤَاتِ وَاْلأَرْضِ ذَا الْجَلاَلِ وَاْلإِكْرَامِ والْعِزَّةِ الَّتِى لاَ تُرَامُ أَسْأَلُكَ يَا اَللهُ يَا رَحْمٰنُ بِجَلالِكَ، وَنُورِ وَجْهِكَ اَنْ تَلْزِمَ قَلْبِى حِفْظَ كِتَابِكَ كَمَا عَلّمْتَنِى وَارْزُقْنِى اَنْ اَتْلُوَهُ عَلَى النَّحْوِ الَّذِي يُرْضِيكَ عَنِّى وَاَسْئَلُكَ أَنْ تُنَوِّرَ بِالْكِتَابِ بَصَرِى، وَ تُطْلِقَ بِهِ لِسَانِى، وَ تُفَرِّجَ بِهِ عَنْ قَلْبِى، وَ تَشْرَحَ بِهِ صَدْرِى وَ تَسْتَعْمِلَ بِهِ بَدَنِى وَ تُقَوِّيَنِى عَلَى ذَلِكَ وَ تُعِينُنِى عَلَيْهِ فإنَّهُ لاَ يُعِينُنِى عَلَى الْخَيْرِ غَيْرُكَ وَلاَ يُوَفِّقُ لَهُ اِلاّ اَنْتَ.
MANASI: “ALLAH’ım! Beni hayatta baki kıldığın müddetçe ebediyen günahları terkettirerek bana merhamet eyle. Bana faydası olmayan şeylere teşebbüsüm sebebiyle bana rahmet et. Seni benden razı kılacak şeylere güzel bakmamı bana nasip et. Ey semâvât ve arzın yaratıcısı olan celâl, ikram ve dil uzatılamayan izzetin sahibi olan ALLAH’ım! Ya ALLAH! Ya Rahman! Celâlin hakkı için, yüzün nuru hakkı için kitabını bana öğrettiğin gibi hıfzına da kalbimi icbar et. Seni benden razı kılacak şekilde okumamı nasip et. Senden, kitabınla gözlerimi nurlandırmanı, dilimi açmanı, onunla kalbimdeki üzüntüleri gidermeni, göğsümü ferahlatmanı, bedenime onunla amel ettirmeni, bana bunu yapmam için güç vermeni ve bunun için bana yardım etmeni istiyorum. Çünkü hayrı işlemekte bana ancak sen yardım edersin, beni ona ancak sen muvaffak kılarsın.”
Bu söylediklerimi üç, beş veya yedi Cuma yap! ALLAH’ın izniyle onu artık ezberleyebileceksin. (Bu duayı yapan) Hiçbir mü’min (icabetten) mahrum kalmadı.” (İbn-u Abbas der ki) “Ali, yedi Cuma sonra Hz. Resulullah (as) ’a gelerek Kur’an ve hadisleri artık ezberleyebildiğini haber verdi. Hz. Resulullah (as) da ona şöyle dedi: “Ka’be’nin Rabbine and olsun ki, sen müminsin. (Bütün müminlere icabet edildiği gibi, sana da icabet edilmiştir.) Ey Eba’l Hasan, öğret! Ey Eba’l Hasan, (bunu) öğret![2]
1 اَلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ وَالصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ عَلَى سَيِّدِنَامُحَمَدٍ وَعَلَى جَمِيعِ الاَنْبِيَاءِ وَالْمُرْسَلِينَ اَللَّهُمَّ اغْفِرْ لِلْمُؤْمِنِينَ والْمُؤْمِنَاتِ وَالْمُسْلِمِينَ وَالْمُسْلِمَاتِ اَلاَحْيَاءِ مِنْهُمْ وَ الاَمْوَاتِ اِنَّكَ قَرِيبٌ مُجِيبُ الدَّعَوَاتِ
Not: İmam Ahmet bin Hanbel’e ve diğer bazı âlimlere göre sünnet namazlarda, ezberde olmayan süreleri Kur’an-ı Kerim’e bakarak okumak caizdir. İmam Ebu Hanife ve diğer bazı âlimlere göre namazda Kur’an-ı Kerim’e bakarak okumak caiz olmadığı için bu süreleri ezberleyip okumak daha iyidir. (Muğni: İbn-i Kudame, C: 1 S: 575)
[2] Fedail-ül Kur’an, İmam İbn-i Kesir, 181/Mü’cem-ul Kebir, Taberani 11,1230 nolu hadis. (Müctema Dergisi 1471 nolu sayısından iktibas edilmiştir.)
ALINTIDIR |
Tarih: 22:46, 7/6/2009 Kategori: hafizayi acma duasi |
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Çocuğunuzu Kendinizden Nefret Ettirmenin Yolları
Niyetinin ne olduğuna bakmaksızın, en ufak kabahatini bile ceza ile karşılayın. Böyle davrandığınız takdirde başarıya ulaşacaksınız.
BİRİNCİ HİKÂYE Küçük Ümran, evlerinin önündeki rengârenk çiçeklerle süslü bahçeye girdi. Yüreği sevinçten hopluyordu. İçinden; "Annem menekşeleri sever. Şimdi bu menekşeleri demet yapıp götürsem kimbilir ne kadar sevinir. Kızım beni hatırlamış diye yanağıma bir teşekkür öpücüğü kondurur." diye geçirdi.
Bu mesut hayal içinde, bir avuç menekşe topladı. Onları, küçük elleriyle tek tek bir araya getirip demet yaptı. Anneciğini daha çok memnun etmek için mutfağa koştu. Raftan bir bardak aldı. Çiçek demetini içine yerleştirdi. Sonra su ilave etti.
Sevinçten zıplayarak mutfaktan çıkarken elindeki bardak kaydı, yere düşüp param parça oldu. Çiçekler etrafa saçıldı. Annesi, yandaki odadan, kırılan bardağın sesini duymuş, dışarı fırlamıştı. Küçük Ümran korkudan ne söyleyeceğini bilemedi. Anne, yerdeki cam kırıklarını görünce hiddetinden gözleri yuvalarından fırladı. Küçük kızın niyetini merak bile etmeden tokatı patlattı. Kızcağız neye uğradığını şaşırmış, can havliyle yalvarıyordu. Kızgınlığı hâlâ geçmemiş olan insafsız kadın, bağırarak söylenmeye devam ediyordu: "Seni eşşek seni, bak kırdın canım bardağı! Senden çiçek isteyen mi oldu?"
Takdir ve öpücük beklerken, tokat yiyip üzerine de bir araba azar işiten küçük Ümran'ın, annesine çiçek hediye etiğini bir daha gören olmadı.
Çocuğunuzun size karşı kin beslemesini temin etmenin birçok yolu vardır. Biri de onun hislerine kıymet vermemektir.
İKİNCİ HİKÂYE Güzel Leman'a babası oyuncak bir mutfak takımı almıştı. Pırıl pırıl parlayan bu küçük mâdeni kapları çok sevmişti Leman. Ona bundan daha güzel bir hediye verilemezdi.
Mutfak takımına kavuştuğu gün sevincine diyecek yoktu. Onları yıkamış, kurulayıp kutusuna yerleştirmişti. Arkadaşları kendisini ziyarete geldikçe mutfak takımlarını çıkarır, onlara yemek pişirir, ziyafet verirdi. Kardeşi Kemal, sık sık oyunlarını bozuyorsa da Leman fazla ses çıkarmıyordu. Bir gün ablası okulda iken, kardeşi onun mutfak takımlarıyla oynamak istediğini söyledi. Babası da verdi. Kemal, oyuncakları kıskanmıştı. Niyeti oynamak değil, ablasının oyuncaklarına zarar vermekti. Nitekim oynuyormuş gibi yaparak bardaklardan birini ayağı ile ezdi.
Leman, eve gelip mutfak takımının dağılmış olduğunu görünce heyecanlandı. Onları düzeltmek isterken ezilmiş bardağı farketti. Üzüntüden gözlerine iri yaş taneleri doldu. Annesi, oyuncakları Kemal'e babasının verdiğini söyleyince sesini çıkarmadı, acısını kalbine gömdü. Ertesi gün iki tabak daha aynı âkıbete uğrayınca Leman dayanamadı. Ezilmiş bardağı ve tabakları alıp babasına koştu:"Babacığım, görüyor musun, Kemal oyuncaklarımı ne hale getirmiş!" dedi ve ağlamaya başladı. Babasının cevabı ne oldu biliyor musunuz? "Ne olmuş yani? Onları sana ben almadım mı? Hem şimdi çok meşgulüm, oyuncaklarınla uğraşacak vaktim yok."
Kendisi için çok değerli olan oyuncaklarının ezilmiş olmasına aldırış etmeyen bu kâlpsiz babaya karşı Leman'ın içinde bir şeyler koptu. Aradan bir hafta bile geçmemişti ki küçük kızın pembe yanakları soldu, eski neş' esini kaybeti. O olaydan sonra, babasına sevgi ile baktığı görülmedi.
ÜÇÜNCÜ HİKÂYE Çocuklarına karşı ilgisiz davranan bir baba daha tanımıştım. İşleri yolunda gittiği zaman sabrına diyecek yoktu. Ne kadar gürültü yaparlarsa yapsınlar aldırmaz, birbirlerine küfür dahi etseler ses çıkarmazdı.
Fakat bir de bu adamı işleri aksi gittiği zaman görmeliydiniz; yanardı ev halkı. Ufacık bir gürültüleri çıksa eline geçen şeyi fırlatır, etrafına küfürler savururdu. Onu bekârlığından tanıyan arkadaşları, böyle hiddetlendiği zaman çay bardaklarını kırdığını, hırsını alamayınca gidip köpeğini dövdüğünü söylüyorlardı. Aynı adam, şimdi öfkelenince köpeğinin yerine çocuklarını dövüyordu. Sorarım size, böyle bir babayı hangi çocuk sevebilir?
DÖRDÜNCÜ HİKÂYE Bir anne, erkek kardeşine dert yanıyordu;
"Şu inatçı kızım Betül kadar fenâ bir çocuk dünyaya gelmiştir. Biraz bağırsam veya kulağından çekmeye kalksam, köpek gibi sırtarıyor, bazan ısıracakmış gibi üzerime yürüyor. Ne olursun, bana bir akıl ver, bu çocukla nasıl başedeceğim?"
Ablasını sabırla dinleyen kardeşi, bu kızı kendisine teslim etmesini söyledi. "Betül bir müddet bizde kalsın" dedi. Kadın, önce kardeşinin şaka yaptığını zannetti. Fakat ciddi olduğunu anlayınca çok sevindi. İçinden, "Çok şükür bu belâdan bir müddet için olsun kurtulacağım" diye geçirdi. İnatçı kızı dayısına teslim etmeden evvel konu komşusunu yemeğe davet etti. Üç çocuğunun da misâfirlerle beraber yemeğe oturmalarına müsaade etti.
Dikkat edildiği zaman, Betül'ün diğer iki kardeşinden daha az güzel olduğu farkediliyordu. Annesinin onu giyindirirken fazla özenmemiş olması, kızcağızı olduğundan da çirkin gösteriyordu. Yemek boyunca, misafirlerin ilgisi diğer iki çocuk üzerinde yoğunlaşmıştı. Betül içine kapanık bir çocuktu. Diğerleri gibi etrafını güldürmek için birşeyler yapmaktan hoşlanmıyordu. Üstelik kalabalık karşısında fazla konuşmaya da alışık değildi. Bütün bu özellikler de eklenince, aptal bir çocuk gibi görünüyordu.
Annesi, ilgi toplayan iki kızını övmeye başlayınca, Betül'ün biraz daha solduğu farkeden dayısı bu hale çok üzülmüştü. Zavallı kızcağız bu sıkıntılı havaya daha fazla dayanamamış, annesine nefret dolu bir bakış fırlatıktan sonra, yemeğini çarçabuk bitirip masadan kalkmış, çıkarken de o sinirle, kapıyı hızla kapatmıştı. Misâfirlerine karşı çok mahçup olan anne, erkek kardeşine döndü;
"Gördün mü, yanına almak istediğin küçük canavarın mârifetini!"
Kardeşi ablasına cevap vermeye lüzum hissetmeksizin masadan kalktı, salondan çıktı. Bitişik odaya geçip bir kanepeye boylu boyunca uzandı. Kadın, peşpeşe gelen bu iki hâdiseden etkilenmişti. Dayanamayıp kardeşinin arkasından gitti. Onu böyle uzanmış görünce, bunun ne demek olduğunu sordu. Kardeşi "Beni yalnız bırak, zâlim anne!" dedi.
Ablası hayretini gizleyemediği bir sesle cevap verdi; "Misafirlerin yanında kapıyı çarpıp çıktığı için onu dövmedim diye mi zâlim oluyorum?"
"Evet, sen zâlim bir kadınsın! Betül'ü âsi bir çocuk yapan sensin." "Seni hiç anlayamıyorum abla. Betül'ü öbür kardeşlerinden ayırdediyorsun. Onu diğer ikisi kadar sevmiyorsun. Diğerleri kadar güzel değil diye mi ondan sevgini esirgiyorsun? "
"Söyler misin bana; ondan utanıyor musun yoksa? Betül, hiç de zannettiğin gibi hissiz, inatçı bir kız değil. Onu bu hâle sen getirmişsin. Çocuğa işkence ediyorsun. Sözün kısası ablacığım, onu hemen ve tamamen yanıma alıyorum. Onun ne hassas, ne zekî bir çocuk olduğunu sana ispat edeceğim."
Abla bu eleştirilere cevap vermedi. Bu başbelası kızdan bir an evvel kurtulmak istiyordu, o kadar!..
Dayısı, hakikatten de dediği gibi yaptı: onu yanına aldı, yeni elbiseler yaptırdı, yakın bir ilgi ve şefkat gösterdi. Betül de onu muhçup etmedi. Daha aradan iki sene bile geçmemişti ki onu görenler tanıyamadıklarını söylüyorlardı: inatçı, çirkin, aptal kız gitmiş, yerine akıllı uslu, güzel ve zekî bir kız gelmişti.
alintidir |
Tarih: 16:04, 1/5/2009 Kategori: _ocugunuzu Kendinizden Nefret Ettirmenin Yollari |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Babanın Çocuk Gelişimi Üzerindeki Etkileri
Araştırmalar göstermektedirki babanın yakın ilgisinin, çocuğun sosyal, fiziksel ve duygusal gelişimi üzerinde olumlu etkileri vardır. • İlk aylarda baba tarafından yoğun ilgi ve bakım gören bebeklerin çevreleriyle iletişim kurmada daha istekli olduğu belirtilmektedir. • Babanın çocuğun bakımıyla yakından ilgili olması özellikle erkek çocuklarda, ileriki yaşlarda karşı cinse şiddet uygulama eğilimini düşürmektedir. Tek başına bir anne tarafından yetiştirilen çocuklar büyüme süreçlerinde sadece anneyle beraber oldukları için en ufak mutsuzluklarını ya da sorunlarını bile direk anneye bağlayabilir ve ileriki yaşlarda anneye, dolayısıyla karşı cinse karşı olumsuz tepkiler geliştirebilirler. Babanın çocuğun büyüme sürecindeki aktif rolü ise bu olasılığı düşürmektedir. • Yapılan araştırmalar babalarının yakın ilgisiyle büyüyen çocukların genelde kendilerini ifade etme ve iletişim kurabilme konusunda daha becerikli olduğunu göstermiştir. • Babanın, çocuğun bireyselleşmeyi öğrenmesi üzerinde rolü büyüktür. Çünkü anneler çocuk bakımında çok daha korumacı, denetleyici bir yaklaşım sergilerken babalar çocuğun çevreyi ve hayatı keşfetme aşamasında ona daha fazla özgür alan bırakmayı tercih eder. Örneğin çocuk hayatında ilk kez yabancı bir varlıkla (bir köpek, yeni bir oyuncak gibi ) karşılaştığında anne çocuğa mümkün olduğunca yakın durarak onun rahatlamasını, güvende hissetmesini sağlar. Oysa babalar genellikle daha geri planda kalarak çocuğun bu yeniliği tek başına keşfetmesine olanak sağlar. Böylelikle çocuk ebeveynlerden ayrılmak durumunda kaldığında ya da yabancı kişilerin yanındayken de rahat olmayı, ağlamamayı öğrenir. • Yetişme sürecinde babanın aktif rol oynadığı çocukların içgüdülerini kontrol etmede ve sosyal adaptasyonda daha başarılı oldukları bilinmektedir
alıntı
|
Tarih: 15:57, 1/5/2009 Kategori: Babanin _ocuk Gelisimi Uzerindeki Etkileri |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Ne kadar doğru bir ebeveynsiniz? TEST
Ne kadar doğru bir ebeveynsiniz? TEST Her zaman çocuklarımızın doğru yada yanlış davranışları hakkında konuşur, yorumlar yaparız. Peki, biz ne kadar doğru bir ebeveyniz? Yanıtını testimizde bulacaksınız...
SORULAR
1) Soru :Çocuğunuzun uzun dönemli okul başarısında hangisinin en etkili olduğunu düşünüyorsunuz?
A-annenin eğitimli olması B-ailenin gelirinin yüksek olması C-çocuğun özel okulda okuması 2) Soru :Çocuğunuza anaokuluna başlayacağı ilk gün demeniz gereken en önemli şeyin aşağıdakilerden hangisi olduğunu düşünüyorsunuz?
A-ilk günün zor olacağını ama güçlü olması gerektiğini B-okulda iyi bir çocuk olması gerektiğini C-öğretmenini üzmemesi gerektiğini 3) Soru :Hepimiz için popüler olmak önemlidir ama çocuklar için özellikle anaokulunda popüler olmak çok çok önemlidir. Çocuğunuza popüler olabilmesi için ona nasıl bir tavsiyede bulunurdunuz?
A-ona temiz ve iyi görünümlü olması gerektiğini söyler ve bunu yapabilmesi için ona yardım ederdim B-hayal gücünü geliştirmesini ona söylerdim C-yeni hobiler edinmesini sağlardım 4) Soru :Birçok çocuk ödüllendirilmeye olumlu davranışlarla cevap verir. Aşağıdaki seçeneklerden hangisi size en uygun ödüllendirme şekli olarak gözüküyor?
A-çocuğun iyi bir şey yaptığını gördükten sonra onu ödüllendirmek B-çocuğu yorgun olduğunda ödüllendirmek C-çocuğu her zaman ödüllendirmek 5) Soru :Anaokuluna yeni başlayan çocuğunuz için okuldaki hangi bölümü kullanmak ilk günlerde çocuğunuz için zor olacaktır?
A-tuvaletleri B-oyun alanını C-yemek salonunu 6) Soru :Çocuğunuzun akademik başarısını hangi seçeneğin en olumlu şekilde etkileyeceğini düşünüyorsunuz?
A-çocuğunuzun sorularını cevaplamak ve onunla her konuda konuşmak onun başarısını etkileyecektir B-abur cubur yemesini önlemek onun başarısını olumlu etkileyecektir C-çocuğunuza okul hakkında sorular sormak başarısını etkileyecektir
DEĞERLENDİRME
A Şıkkı Çoğunluktaysa
Bu testin tüm doğru cevapları a şıkkında verilmiştir. Eğer testi çözerken çoğunluğa ya da tüm sorulara a şıkkını cevap olarak verdiyseniz çocuğunuzun eğitiminde doğru yoldasınız diyebiliriz.
B ve C Şıkkı Çoğunluktaysa
Çocuğunuzun eğitiminde dikkat etmeniz gereken konular var. İyi niyetli davranıyor olabilirsiniz ancak çocuğunuz davranışlarını olumlu etkileyemiyorsunuz. Bu nedenle daha dikkatli olmanızı tavsiye ederiz.
Bebek.com |
Tarih: 15:53, 1/5/2009 Kategori: Ne kadar dogru bir ebeveynsiniz_ TEST |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
ÇOCUKLARIMIZA SEVGİ EĞİTİMİ VEREBİLİYOR MUYUZ
Yüceler yücesi yaratıcı,sevgiyi yaratıp kalplerimize hediye etmis ama,onu kesfetmek,islemek ve yasanılır kılmak bizim isimizdir... Sevgisinden sevgisiyle bizi yaratıp,en üstün yaratık kılmıs olana layık olmak için bizimde seven ve sevilen bir varlık olmamız gerekmez mi? Sevgiyi sevenler,yüreklerinin zenginligini muhtaçlara nasıl tasıyacaklar?.. Herseyden önce de,kendi cocuklarına sevmeyi nasıl sevdirecekler? Çocuklarımızı seversek onlarda bizi sever.Sevilen çocuk sevmeyi öğrenmis olur... Verdigimiz sevgi,çoğalır,bereketlenir ve tekrar size döner.Bu bakımdan en karlı yatırım, sevgiye yapılandır.
Eğer gördüğünüz sevgiden memnun değilseniz,verdiginiz sevgiyi gözden hatta gönülden geçirin. .. Ve yeniden damıtın bir daha mayalayın...Sevginizi asli saflığında ve temizliginde gelistirmek,yetistirmek ve muhafaza etmek için ne gibi tedbirler alıyorsunuz? Çocugunuz dedesine,ninesine sevgi gösteriyor mu? Akrabalarını sevgiyle anıyor mu,arıyor mu? Harçlığından biriktirerek,fakire veriyor mu? Zor durumdaki varlığa acıyor ve ağlıyor mu? Koparılan bir çiçeği,kesilen bir dalı dert ediyor mu? Zulme uğrayan insana,hayvana,bitkiye nasıl yardım edebileceğini düsünüyor mu? Haksızlığa uğrayan arkadasının üzüntüsüyle üzülüyor mu? Eğer bu ve benzeri özellikleri tasıyorsa yüreği,bravo size,çocuğunuza sevmeyi öğretmissiniz demektir.Bu duygular sizde varsa,çocugunuza çabuk geçer.Çünkü çocuklar,anne babanın yasadıklarını yasarlar...
vehbi vakkasoğlu_kalp sevmekten yorulmaz |
Tarih: 15:51, 1/5/2009 Kategori: cocuklarimiza sevgi egitimi verebiliyormuyuz |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
|