BLOGUMA HOS GELDINIZ

Ana Sayfa Profilim Arşiv

Hakkımda

Ey insan unutma bu dünya fani Dünyaya hükmeden zenginler hani Aldanma şu dünyaya fakiri tanı Ahireti hiç düşünen yokmu Görmedinmi depremde zengin fakir oldu Bütün malı mülkü yerle bir oldu Hani çok zengindi şimdi ne oldu Ahireti hiç düşünen yokmu


Kategorilerim

  • abdest dualari
  • allah cc sifatlari
  • allah'in 99 isminin okunacagi yerler
  • ayetli resimler
  • Babanın Çocuk Gelişimi Üzerindeki Etkileri
  • bas ortusu nasil olmali
  • cocuklarimiza en guzel hediye ne olmali
  • cocuklarimiza sevgi egitimi verebiliyormuyuz
  • dini cizgi filmler
  • DINI KUTUPHANE
  • dini siirler
  • dini sozler
  • esmaul husna
  • fetih suresi
  • h.z peygamber
  • hafizayi acma duasi
  • ibretlik resimler
  • ILAHILER EZGILER
  • islam tarihi
  • islamda cocuk egitimi
  • kulaga kupe olacak sozler
  • musluman cocuga dini sorular
  • Ne kadar doğru bir ebeveynsiniz? TEST
  • osmanli padisahlari
  • pergamber efendimiz buyurduklari
  • peygamber efendimizin cocuklugu
  • peygamber efendimizin evlenecek olanlara vasiyeti
  • peygamber efendimizin hayati
  • peygamber efendimizin isimleri
  • peygamberler tarihi
  • veda hutbesi
  • Çocuğunuzu Kendinizden Nefret Ettirmenin Yolları


  • Yazılarım

    HAFIZAYI ACMA DUASI
    Çocuğunuzu Kendinizden Nefret Ettirmenin Yolları
    Babanın Çocuk Gelişimi Üzerindeki Etkileri
    Ne kadar doğru bir ebeveynsiniz? TEST
    ÇOCUKLARIMIZA SEVGİ EĞİTİMİ VEREBİLİYOR MUYUZ


    Arkadaslarım

    tiritci
    arzununhobiveart
    Kardelensiz
    gulhan37
    sevgipinari01
    yagmurperisi40
    gulleraglasin
    eminegolylmz
    cocuklaralemi
    bkbzi
    laluask34
    Ruyaa
    neslinursema1
    dostlukrehberi
    hvvnr2000
    sukretmiyoruz
    muhammedmansur06
    sivist
    vuslatsevdasi
    sev54
    kirsehirkizmesleklisesi
    filistineselam
    orguoyadantel
    elbistanlm
    annelerimizvemelekleri
    bilginerdogan
    GercekYoLislam
    Islamiye
    ksaglam
    kurantevhidsunnet
    islamTevhid
    Huzuralemim
    YAGMURPERISI40
    GULLERAGLASIN
    COCUKLARALEMI
    ruyaa
    SEVGIPINARI01
    KARDELENSIZ
    BKBZI
    ARZUNUNHOBIVEART
    HAZAN20
    NESLINURSEMA1
    dostlukrehberi
    sukretmiyoruz
    muhammedmansur06
    hvvnr2000


    Bağlantılarım



    Zıyaretcılerım





    Bannerim




    Dostsıteler




    Eglence






    Çocuğunuzu Kendinizden Nefret Ettirmenin Yolları

    Niyetinin ne olduğuna bakmaksızın, en ufak kabahatini bile ceza ile karşılayın.
    Böyle davrandığınız takdirde başarıya ulaşacaksınız.


    BİRİNCİ HİKÂYE
     
                Küçük Ümran, evlerinin önündeki rengârenk çiçeklerle süslü bahçeye girdi. Yüreği sevinçten hopluyordu. İçinden; "Annem menekşeleri sever. Şimdi bu menekşeleri demet yapıp götürsem kimbilir ne kadar sevinir. Kızım beni hatırlamış diye yanağıma bir teşekkür öpücüğü kondurur." diye geçirdi.

                Bu mesut hayal içinde, bir avuç menekşe topladı. Onları, küçük elleriyle tek tek bir araya getirip demet yaptı. Anneciğini daha çok memnun etmek için mutfağa koştu. Raftan bir bardak aldı. Çiçek demetini içine yerleştirdi. Sonra su ilave etti.

                Sevinçten zıplayarak mutfaktan çıkarken elindeki bardak kaydı, yere düşüp param parça oldu. Çiçekler etrafa saçıldı. Annesi, yandaki odadan, kırılan bardağın sesini duymuş, dışarı fırlamıştı. Küçük Ümran korkudan ne söyleyeceğini bilemedi. Anne, yerdeki cam kırıklarını görünce hiddetinden gözleri yuvalarından fırladı. Küçük kızın niyetini merak bile etmeden tokatı patlattı. Kızcağız neye uğradığını şaşırmış, can havliyle yalvarıyordu. Kızgınlığı hâlâ geçmemiş olan insafsız kadın, bağırarak söylenmeye devam ediyordu: "Seni eşşek seni, bak kırdın canım bardağı! Senden çiçek isteyen mi oldu?"

                Takdir ve öpücük beklerken, tokat yiyip üzerine de bir araba azar işiten küçük Ümran'ın, annesine çiçek hediye etiğini bir daha gören olmadı.
     
     

    Çocuğunuzun size karşı kin beslemesini temin etmenin birçok yolu vardır.
    Biri de onun hislerine kıymet vermemektir.
     

    İKİNCİ HİKÂYE
     
                Güzel Leman'a babası oyuncak bir mutfak takımı almıştı. Pırıl pırıl parlayan bu küçük mâdeni kapları çok sevmişti Leman. Ona bundan daha güzel bir hediye verilemezdi.

                Mutfak takımına kavuştuğu gün sevincine diyecek yoktu. Onları yıkamış, kurulayıp kutusuna yerleştirmişti. Arkadaşları kendisini ziyarete geldikçe mutfak takımlarını çıkarır, onlara yemek pişirir, ziyafet verirdi. Kardeşi Kemal, sık sık oyunlarını bozuyorsa da Leman fazla ses çıkarmıyordu. Bir gün ablası okulda iken, kardeşi onun mutfak takımlarıyla oynamak istediğini söyledi. Babası da verdi. Kemal, oyuncakları kıskanmıştı. Niyeti oynamak değil, ablasının oyuncaklarına zarar vermekti. Nitekim oynuyormuş gibi yaparak bardaklardan birini ayağı ile ezdi.

                Leman, eve gelip mutfak takımının dağılmış olduğunu görünce heyecanlandı. Onları düzeltmek isterken ezilmiş bardağı farketti. Üzüntüden gözlerine iri yaş taneleri doldu. Annesi, oyuncakları Kemal'e babasının verdiğini söyleyince sesini çıkarmadı, acısını kalbine gömdü. Ertesi gün iki tabak daha aynı âkıbete uğrayınca Leman dayanamadı. Ezilmiş bardağı ve tabakları alıp babasına koştu:"Babacığım, görüyor musun, Kemal oyuncaklarımı ne hale getirmiş!" dedi ve ağlamaya başladı. Babasının cevabı ne oldu biliyor musunuz? "Ne olmuş yani? Onları sana ben almadım mı? Hem şimdi çok meşgulüm, oyuncaklarınla uğraşacak vaktim yok."

                Kendisi için çok değerli olan oyuncaklarının ezilmiş olmasına aldırış etmeyen bu kâlpsiz babaya karşı Leman'ın içinde bir şeyler koptu. Aradan bir hafta bile geçmemişti ki küçük kızın pembe yanakları soldu, eski neş' esini kaybeti. O olaydan sonra, babasına sevgi ile baktığı görülmedi.
     
     

    ÜÇÜNCÜ HİKÂYE
     
                Çocuklarına karşı ilgisiz davranan bir baba daha tanımıştım. İşleri yolunda gittiği zaman sabrına diyecek yoktu. Ne kadar gürültü yaparlarsa yapsınlar aldırmaz, birbirlerine küfür dahi etseler ses çıkarmazdı.

                Fakat bir de bu adamı işleri aksi gittiği zaman görmeliydiniz; yanardı ev halkı. Ufacık bir gürültüleri çıksa eline geçen şeyi fırlatır, etrafına küfürler savururdu. Onu bekârlığından tanıyan arkadaşları, böyle hiddetlendiği zaman çay bardaklarını kırdığını, hırsını alamayınca gidip köpeğini dövdüğünü söylüyorlardı. Aynı adam, şimdi öfkelenince köpeğinin yerine çocuklarını dövüyordu. Sorarım size, böyle bir babayı hangi çocuk sevebilir?

     
     
    DÖRDÜNCÜ HİKÂYE
     
                Bir anne, erkek kardeşine dert yanıyordu;

                "Şu inatçı kızım Betül kadar fenâ bir çocuk dünyaya gelmiştir. Biraz bağırsam veya kulağından çekmeye kalksam, köpek gibi sırtarıyor, bazan ısıracakmış gibi üzerime yürüyor. Ne olursun, bana bir akıl ver, bu çocukla nasıl başedeceğim?"

                Ablasını sabırla dinleyen kardeşi, bu kızı kendisine teslim etmesini söyledi. "Betül bir müddet bizde kalsın" dedi. Kadın, önce kardeşinin şaka yaptığını zannetti. Fakat ciddi olduğunu anlayınca çok sevindi. İçinden, "Çok şükür bu belâdan bir müddet için olsun kurtulacağım" diye geçirdi. İnatçı kızı dayısına teslim etmeden evvel konu komşusunu yemeğe davet etti. Üç çocuğunun da misâfirlerle beraber yemeğe oturmalarına müsaade etti.

                Dikkat edildiği zaman, Betül'ün diğer iki kardeşinden daha az güzel olduğu farkediliyordu. Annesinin onu giyindirirken fazla özenmemiş olması, kızcağızı olduğundan da çirkin gösteriyordu. Yemek boyunca, misafirlerin ilgisi diğer iki çocuk üzerinde yoğunlaşmıştı. Betül içine kapanık bir çocuktu. Diğerleri gibi etrafını güldürmek için birşeyler yapmaktan hoşlanmıyordu. Üstelik kalabalık karşısında fazla konuşmaya da alışık değildi. Bütün bu özellikler de eklenince, aptal bir çocuk gibi görünüyordu.

                Annesi, ilgi toplayan iki kızını övmeye başlayınca, Betül'ün biraz daha solduğu farkeden dayısı bu hale çok üzülmüştü. Zavallı kızcağız bu sıkıntılı havaya daha fazla dayanamamış, annesine nefret dolu bir bakış fırlatıktan sonra, yemeğini çarçabuk bitirip masadan kalkmış, çıkarken de o sinirle, kapıyı hızla kapatmıştı. Misâfirlerine karşı çok mahçup olan anne, erkek kardeşine döndü;

                "Gördün mü, yanına almak istediğin küçük canavarın mârifetini!"

                Kardeşi ablasına cevap vermeye lüzum hissetmeksizin masadan kalktı, salondan çıktı. Bitişik odaya geçip bir kanepeye boylu boyunca uzandı. Kadın, peşpeşe gelen bu iki hâdiseden etkilenmişti. Dayanamayıp kardeşinin arkasından gitti. Onu böyle uzanmış görünce, bunun ne demek olduğunu sordu. Kardeşi "Beni yalnız bırak,  zâlim anne!" dedi.

                Ablası hayretini gizleyemediği bir sesle cevap verdi; "Misafirlerin yanında kapıyı çarpıp çıktığı için onu dövmedim diye mi zâlim oluyorum?"

                "Evet, sen zâlim bir kadınsın! Betül'ü âsi bir çocuk yapan sensin."
                "Seni hiç anlayamıyorum abla. Betül'ü öbür kardeşlerinden ayırdediyorsun. Onu diğer ikisi kadar sevmiyorsun. Diğerleri kadar güzel değil diye mi ondan sevgini esirgiyorsun? "

                "Söyler misin bana; ondan utanıyor musun yoksa? Betül, hiç de zannettiğin gibi hissiz,  inatçı bir kız değil. Onu bu hâle sen getirmişsin. Çocuğa işkence ediyorsun. Sözün kısası ablacığım, onu hemen ve tamamen yanıma alıyorum. Onun ne hassas, ne zekî bir çocuk olduğunu sana ispat edeceğim."

                Abla bu eleştirilere cevap vermedi. Bu başbelası kızdan bir an evvel kurtulmak istiyordu, o kadar!..

                Dayısı, hakikatten de dediği gibi yaptı: onu yanına aldı, yeni elbiseler yaptırdı, yakın bir ilgi ve şefkat gösterdi. Betül de onu muhçup etmedi. Daha aradan iki sene bile geçmemişti ki onu görenler tanıyamadıklarını söylüyorlardı: inatçı, çirkin, aptal kız gitmiş, yerine akıllı uslu, güzel ve zekî bir kız gelmişti.

    alintidir

    Tarih: , 1/5/2009 Kategori: Çocuğunuzu Kendinizden Nefret Ettirmenin Yolları
    Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı
    <- Son Sayfa Sonraki Sayfa ->